1 Temmuz 2010 Perşembe

Kadınlar ve Erkek Borsası

Biz kızlara, yanında sevgilisi olan erkekler nedense daha cazip gelir. Belki bilinçsizce "bu adamın sevgilisi olduğuna göre belli ki bunda bir şeyler var, dur ben bakayım bi şuna" deriz. Hele kız güzel ama erkek çirkinse, kesin o adamda inanılmaz iyi özellikler vardır; yoksa o güzel kız o adama niye baksındır? İşte ben de bu doğrultuda erkekleri borsadaki hisse senetlerine benzetiyorum. Alıcısı çıktığı zaman değer kazanır, pazarda yükselirler. Erkeklerde 'başı bağlı' kızlara karşı böyle bir güdü olduğunu sanmıyorum. "Delikanlılığa leke sürdürmemek için" aşkından ölseler de sevgilisi olan kıza belli etmezler kolay kolay. Ama kızlar öyle mi? ASLA! Bir kızın bir erkeği elde edebilmesi için istemesi yeterli. Yanında sevgilisi olmuş olmamış fark etmez. 


Bundan 5 sene önce daha ilk ciddi ve oturaklı ilişkimi yaşadığım sıralarda her genç kız gibi ben de en yakın arkadaşımı sevgilimle tanıştırmak istiyordum. Arkadaşım, onun sevgilisi, ben ve benim sevgilim bir gün buluşmaya karar verdik. Sonrasında bu 4 kişi bir anda bir hayli samimi oldu. Sürekli programlar yapar olmuştuk, bazen de biz kız kıza buluşurken onlar iki erkek buluşurlardı. Aradan biraz zaman geçtikten sonra maalesef arkadaşımla sevgilisi ayrıldı. O dönemde ben ve sevgilim, arkadaşıma çok destek olduk. Onu hiç yalnız bırakmamaya çalıştık. Her yere üçümüz gider olmuştuk. Başlarda bu durum keyif verse de zamanla bi tuhaf gelmeye başladı. Sevgilimle hiç yalnız kalamamaya başlamıştık. Ne zaman baş başa program yapsak Elif de bi yerlerden çıkıp geliyordu yanımıza. Bu şekilde geçirdiğimiz 6 aydan sonra sevgilimin bazı sadakatsizliklerini yakalamamla beraber ayrılmaya karar verdim. Elif de tıpkı benim ona yaptığım gibi bu süreçte bana çok destek oldu. Yalnız bırakmamaya çalıştı. Hep "aman bırak ya sana göre değildi o zaten" derdi. Genelde birlikte vakit geçirirdik. Ya o bende kalıyordu ya da ben onda. Yalnız bazı günler başka arkadaşlarıyla vakit geçireceğini söyleyerek ortadan kayboluyordu. Beni de tanıştırmasını istediğimde "boşver sen sevmezsin onları" diyerek geçiştirirdi ben de üstelemezdim. Bu arada sevgilim beni arıyor, barışmak için peşimde koşuyordu. Sonunda bir gün bitip tükenmek bilmeyen aramalarından sıkıldığımda "yeter artık bırak peşimi" diye bağırdım ona telefonda. Bana verdiği cevabı bugün bile unutamıyorum: "Eeee yeter be kızım! Sen benim kıymetimi bilemedin, bak arkadaşın bile bana hasta. Daha dün benim evimdeydi, aç artık gözünü!" O bunları dedikten sonra ne oldu bilmiyorum. Bir anda kulaklarım duymamaya gözlerim görmemeye başladı. Hiçbir şey diyemeden telefonu elimden düşürmüşüm. Sonrasında 1 hafta evden hiç çıkmadan, kimseyle konuşmadan geçti günlerim. Elif aradığında da açmıyordum, ama ona kızdığım veya ondan şüphelendiğim için değil; sevgilimin en yakın dostuma attığı iftiranın etkisinden kurtulamadığımdan. Hiçbir zaman sevgilimin haklı olabileceğini düşünmedim o yüzden Elif'e de böyle bir şey var mı diye sormuyordum. 


Bir gün en yakın diğer dostumla, annemle bu konuyu konuştum. Annem: "Ben Elif'e kendi kızım kadar güveniyorum. Asla böyle bir şey olamaz. O adi çocuk aranızı bozmak için söylüyordur bunları" deyince hepten rahatladım. Yine de hani böyle bi şüphe kemirir ya insanı; hep "ya doğruyu söylüyorsa?" diye düşünürüz ya...arada bir benim de aklıma böyle şeyler geliyordu ama soramıyordum işte bir türlü. Aradan bir hafta daha geçti başka bir arkadaşım aradı. "Sana bir şey söylemem lazım Lilly, Elif'le Can bu ara çok samimiler, dün Elif onun evindeydi." dedi. Hayatımda hiç kendimi bu kadar salak yerine konmuş hissetmemiştim. Gözlerimden alevler çıktı adeta. O sinirle dayanamayıp artık Elif'i aradım. Konuşmamız aynen şöyle geçti:


Lilly: Elif sana bir şey sormam lazım.
Elif: ııııııı tabi canım sor
Lilly: Sen dün Can'ın evinde miydin?
Elif: Lilly bak... düşündüğün gibi değil açıklayabilirim. Sizin ilişkinizi düzeltmek için konuşmaya gittim ben....
Lilly: Sen benim kardeşimdin Elif, kimse yokken ben senin yanındaydım, bunun için miydi?!?! Yazıklar olsun!
ÇAAAAT!


Son olarak bunları söyleyip kapattım telefonu, ne bir küfür ettim ne bir hakaret ne de bir tehdit.... Hiçbir şey. Sözün bittiği yer orasıydı. Ben daha onu suçlamadan panikleyip durumu kıvırmaya çalışması her şeyi doğrular nitelikteydi zaten. Yine de o anda kendini savunsun istedim, inkar etsin istedim. Kardeşimdi o benim, bu kadar düşmüş olamazdı, bana bunu yapamazdı. Elif o günden sonra bir daha asla beni aramadı. Tam 3 ay boyunca hergün ağlama krizlerine girdim. Anneme sarılıp uyudum geceleri. Hayatımın ilk kazığını yemiştim. 18 yaşımdaydım ve 2 sene çıktığım her şeyimi paylaştığım adam, en yakın arkadaşımla beraber olmuştu.


Aradan geçen 1 senede olayın iç yüzünü daha detaylı bir şekilde öğrenmiştim. Hiçbir zaman adı konmuş bir ilişkileri olmamıştı; ama daha Can'la ben ayrılmadan onların bu gizli ev buluşmaları başlamıştı. Can, Elif'i benden haber alabilmek için kullanmıştı, ama bir yandan da kendini tatmin etmekte kullanmıştı pezevenk. Elif de salak gibi tuzağa düşmüş hem beni hem kendini bitirmişti. 2 sene hiç konuşmadık Elif'le. Tüm ortak arkadaşlarımız gelip beni teselli ediyordu. "BEN İYİYİM susun artık!" desem de vazgeçmiyorlardı. Elif'le tüm bağını koparmıştı herkes. Elif artık yalnızdı. Aynı okulda okuyorduk, yüzüme bakacak cesareti olmadığı için başka bir okula geçmişti. Zaman içinde her şey gibi bu da unutuldu. Aradan geçen senelerde duydum ki Elif başka arkadaşlarının sevgililerine de yamanmaya çalışmış. Hiçbir ilişkisinde dikiş tutturamamış. Geçenlerde bir gün beni aradı. "Görüşmek konuşmak istiyorum, seni özlüyorum" dedi. Saf salak olduğum için yufka yüreğim dayanamadı ve buluştum onunla. Tam 3 saat hiç konuşmadan boşluğa baktık. Sonunda "üzgünüm" dedi ve gitti. Şimdi Elif'le aynı üniversitedeyiz. Bir daha asla benimle yaşadığı hayatı, dostluğu yaşayamadı. Kampüste karşılaşınca gözleriyle "merhaba" bakışı atıp kafasını öne eğen bi kız o. En önemlisi aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen hala konuşurken yüzüme bakamayan, yere bakan bi kız.


Sonuç olarak anladım. Böyle insanlar var etrafımızda. Sadece sevgilileri olan erkekleri cazip bulan kadınlar.. Bilmiyorum belki de hayatlarında heyecan olması için "sahipli" erkeklere göz koyan kadınlar.. Borsa kadınları onlar. Hissesi yükselen erkeği pırlanta gibi gören kadınlar. Bu da bana ders oldu. İlk aşkımı, ilk sevdiğim adamı kaybettim ben; ve o giderken en yakın arkadaşımı da götürdü. Ama bu hayatta babana bile güvenmemen gerektiğini kardeşim dediğim en yakın dostumdan yediğim kazıkla 18 yaşımda anladım ben. Darısı başınıza.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder