Biliyorum biliyorum bu sefer ara çok uzun oldu. Yazamadım bi türlü. Kendime bile itiraf etmeye çekindiklerimi yazamadım ne bileyim. Çok şeyler oldu, çooooook hem de. Nerden başlasam nasıl bi özet çıkarsam bilemiyorum. Çok da uzun uzadıya yazacak gücüm de yok şu an açıkçası. Ama genel olarak bahsetmem gerekirse biz sevdiğimadamla yine barıştık. Nasıl oldu derseniz şöyle anlatmaya çalışayım: 1 hafta ayrı kaldık. Kendimi feci düşürmüş olabilirim, kafamı duvarlara vurup, bağırıp çağırıp, kapısına gitmiş olabilirim evet ama çarem yoktu. Aşık oldum aşık! O 1 haftada bulduğum her sudan bahaneyle onun evine gittim. Hiç konuşamasam da görmüş olmak yetti bana. Kalan birkaç kıytırık eşyamı almaya gittim. Hiçbir işe yaramadı tabi ki. Sonrasında görüşmek istedim. O da istiyordu ama temkinli yaklaşıyordu sanırım. Önce "tamam" dedi sonra "yapamam" dedi bla bla bla.. Neyse sonuç olarak o 1 haftalık ayrılıktan sonra görüşmeye karar verdik. Terasta karşılıklı oturup şakalaştık güldük eğlendik önce. Sonrasında ben yine kendimi tutamadım ama bu sefer umutsuz olduğum için hiç barışmaktan falan bahsetmedim. Sadece gözümden akan bir damla yaşa engel olamayarak "Biliyorum geçicek, geçicek di mi? Ama ne zaman geçicek nolur söyle" dedim. Derin bi nefes aldı ve "Bilmiyorum, geçmiyo, olmuyo işte" deyip bana sarıldı. Bi an yaşadık ve bi anda her şey düzeldi, ayrı kalamadık barıştık. Ama işin aslı o kadar kolay değildi tabi ki. Duygusuz sevgilim o 1 haftayı da boş geçirmemişti. İlerleyen günlerde öğrenecektim 31 yaşındaki "olgun" yatak arkadaşını. Ama öyle bir psikolojiye girdim ki sanki bildiğimi söylersem onu bırakmam gerekecek diye korkuyordum. Nitekim doğrusu da buydu. Ama öyle acizdim ki onu bırakacak gücüm dahi yoktu. Kendimi öyle çok sıktım öyle çok daralttım ki sonunda hasta etmeyi başardım. 1 haftada 7 kilo verdim. Ağzıma tek bir lokma dahi süremedim, zar zor yiyebildiğim zamanlarda da hep kustum. Yüzüm sapsarı oldu. Kalp çarpıntılarım beni mahvetti. Ayılıp bayılmalarım başladı. Derken annem beni tuttuğu gibi nörologa götürdü. Migren teşhisi koydular. Bi de antidepresanlara tekrar başladım. Baktım içimde tutamıyorum ona söyledim bildiğimi. Detay sormadım bile, ruhumu o kadar boş bırakmıştı ki gücüm yoktu tartışıp kavga edecek. "Neden nasıl merak etmiyorum, sadece bana söyle böyle yaşamaya devam mı etmek istiyosun, yoksa benimle mi olmak istiyosun" dedim. "Ayrılmıştık, kafam bozuktu ama şunu bil benim adımın yanında senin adın olduğu sürece ben asla başka biriyle olmam, o hatayı bi kere yaptım bi daha yapmam" dedi. Tabi hep laf, buna kimse inanmaz di mi? İnanmak zorundaydım ben. Nitekim işler bizim için iyi gitmeye başladı. Yavaş yavaş yemek yiyebilmeye gülebilmeye başladım. Beraberken bile bana acı veriyor olması bile ondan vazgeçmeme yetmedi. İşin bokunu çıkarıp gidip kurşun döktürdüm, fal baktırdım. Falcı "bekle, maksimum 1 hafta 10 gün sonra her şey harika olacak bu adam seni seviyo önünüz açık sizin" dedi. Yuh diyebilirsiniz ben olsam ben de derdim ama öyle bi haldeydim ki faldan bile medet umar hale gelmiştim. Bekledim, sabrettim. Hareketlerine dikkat etmeye, beni üzmemeye başladı. Bi anda çiçekler açtı sanki. Nasıl oldu bilmiyorum ama düzeldik. Dün gece arkadaşlarımızla beraber Taksim'de deliler gibi eğlendik. Onca kalabalığın içinde 30 kişilik grubumuzu bi kenarda unutup ikimiz elimizde içkilerle dans pistine çıkıp dansettik, konuşa konuşa eve yürüdük, sarılıp uyuyakaldık sonra da. Şimdi biz iyiyiz. Neden nasıl sorgulamıyorum. Sorguladıkça üzülüyorum çünkü. Bile bile lades diyebilirsiniz ama ben iyisiyle kötüsüyle onu kabul ediyorum ve eğer bu bi hastalıksa ben henüz iyileşmek istemiyorum. Çünkü iyiyken o kadar iyiyiz ki, kötüleri hemen siliyorum.
Dün gece yakın bi arkadaşı bana şöyle dedi: "İnsanlar hiçbir zaman doymaz, ben 32 yaşındayım ben bile henüz düzgün adam oldum diyemem. Sadece şunu bil ne olursa olsun dönüp dolaşacağı yer sensin, umursama demiyorum ama çok sevildiğini bil böyle şeyler için kendini sıkma, hayat çok kısa."
İşte ben böyle Polyanna'cılık oynuyorum artık,ve bu yazıya gelebilecek kötü yorumlardan alabildiğine korkuyorum. Kendi ailem ve arkadaşlarım da kötü yorumlar yapıyorlar ve gerçekten bunalıyorum. Bütün bunlara hala katlanabildiğime göre ben bu adamı çok seviyorum, bilmeniz gereken en önemli şey de bu bence...