4 Temmuz 2010 Pazar

Sosyal Medyada Olmak Ya Da Olmamak

Sosyal medya gitgide hayatımızda daha da büyük yer kaplayan bi olgu. Teknoloji manyaklığının her yeri sarmasıyla birlikte biz de büyük bi hızla bu girdabın içine çekiliyoruz. İşi dozunda bırakanlar neyse de, şu ara sosyal medya malzemelerini hayatının merkezine oturtmuş birçok insan görüyorum. Ben onlara "sanal insanlar" adını taktım. Düşünün, bu tarz mecralarda kendinizi rahatlıkla istediğiniz şekle sokabilir, ulaşamadıklarınıza ulaşmış gösterebilir, karşınızdakinin sizin istediğinize inanmasını sağlayabilirsiniz. Sanal alem kötü taraflarınızı, zaaflarınızı, eksikliklerinizi; kısacası sizi mükemmellikten uzaklaştıran her şeyi örter çünkü.

Son zamanlarda insanlardan "yaaa twitter'dan kız düşürdüm, resmi taş gibiydi buluşalım dedim hemen, bi buluştuk karı patates çıktı, ben tabi hemen topuk" tarzı lafları sıklıkla duymaya başladım. Sosyal medyayı kullanarak gerçekliklerini örten sanal insanlar sayesinde bu hale de geldik sonunda. Onu da geçelim, geçen gün ben bilmeden kendine farklı bir MSN adresi alan annemin bile ekleme talebini reddettim, biri beni mi kekliyo korkusuyla. Acaba farketmeden fazla mı ileri gidiyoruz? "Kendimiz olmak" ne zaman bu kadar zorlaştı? Etrafınıza bakın, herkeste bi ego patlaması, bi aşırı özgüven durumları.Kendini sanal alemlere saklayan, farklı yansıtan gençlerimizi gerçek dünyada da görmek isteriz, buyursunlar gelsinler...


Bu kadar yakındığıma bakmayın, aslında ben de o sosyal medyanın müptelalarından biriyim. Elimde blackberry'm her yaptığımı en ince ayrıntısına kadar twitleyenlerdenim, gittiğim eventlerin resimlerinde hemen facebook'a taglenenlerdenim, friendfeed'de hesabım olmasa da oralarda çok meşhur olmuş bi adamın sevgilisiyim, hadi onu da geçtim blog'umda hiç tanımadığım insanlarla fikirlerini paylaşan bi kimseyim. Eee o zaman ne haddime di mi durumu eleştirmek? Aslında haddim. Neden haddim diye sorarsanız şöyle söylerim: Benim eleştirdiğim sosyal medyanın varoluşu değil, bilinçsiz kullanıcıların onu kirletişi. İşin aslı bu kadar müptela bi şekilde yaşamanın, şimdi çok belirgin olmasa da hızla, çığ gibi büyüyecek olan zararları. Başka karakterlerde yaşıyoruz bi bakıma. Karşımızdakinin bilmesini istediğimiz kadarını bilmesini sağlıyoruz. Eskiden bir ortamda görüp hoşlandığımız adamı gelecek hafta yine aynı yerde görmeyi beklemek durumundayken şimdi eve gider gitmez hoooop facebook açılıp, dedektif gibi adamın izi sürülüyor ve hakkında her şey 10 dakika gibi kısa bi sürede öğrenilip tanışılıyor.

Eminim çoğunuz sanal alemlerde resimlerinizi çalıp kullanan fake user'lardan çekmişsinizdir. Benim yakaladıklarımdan biri bana utanmadan "kusura bakma canım ama resimlerin bana bi müddet daha lazım!" diye çıkışmıştı, ne diyeceğimi bilemedim inanın, "peki bacım al senin olsun hepsi" modunda gezdim. "Adam seni buluşmaya çağırırsa da kafana kese kağıdı geçirir öyle gidersin" diye de ekledim. Sonumuz nereye gidiyor hanımlar beyler sorarım size. Ben küçükken MS-DOS'la çalışan Prince of Persia'yı oynardım, şimdi 6 yaşındaki kuzenim facebook'tan bana ekleme talebi gönderiyor. (Yoo hayır, henüz şimdiki nesilden şikayetçi olacak kadar yaşlanmadım!) Ben, okulda bi ödev verildiğinde "google'lamak"tan ziyade bütün gece ansiklopedi karıştırıp sorulara elle cevap yazılan döneme kısa bir süre de olsa yetişebildim oysa. (Kabul ediyorum çoook kısa bi süreydi, sonra hemen google geldi imdadıma yetişti sağolsun:))






Duygularımız, aşklarımız, arkadaşlıklarımız hatta bazılarımızın cinselliği bile sanal artık. Ben 21 yıl yaşadığım "gerçek" hayatı yanıma kar sayar geçerim de, bizden sonraki zavallılar ne yapıcak arkadaş? Internet aşkları var biliyosunuz, zamanla evliliğe dönüşebilen aşklar bunlar. Siber ilişkiler siber evlilikler... Çoğu da mutsuz sonla biter bildiğiniz üzere. Aile nedir? Toplumun en küçük yapı taşı di mi? E noluyo internet evlilikleri bitince? Oluşturdukları "aile" kavramı da bitiyo. Dolayısıyla toplumun en ufak yapı taşı parçalanıyo. Uyanın ahali gitgide uzaklaşıyoruz birbirimizden. Yeni ailelerimiz bilgisayarlarımız artık! Sevgilisiz, ailesiz yaşayabiliyoruz, ama bilgisayarlarımızdan kopamıyoruz, olmuyo işte olmuyo..


Bir de teşhircilik meselesi var. Twitter'da vs. ne kadar çok "Bebek'te kahve keyfi" ya da "Bodrum Lola'dayım şekerleeerr" laflarına rastladık. "Bize ne senin nerde olduğundan" desek de kabul edelim hepimizin hoşuna gidiyo azıcık da olsa bu gözetlenme fikri. Ya da takip edilen insanlar olmayı seviyoruz. Ruhumuza işlemiş artık teşhircilik; bi de maalesef insanoğlu hiç ileriyi göremiyor. Bundan 20 sene sonra ciddi bir şirkette iyi bi pozisyonunuz olduğunda zamanında internette paylaştığınız çılgın parti fotolarınız ya da tuhaf ilişkileriniz çat diye karşınıza çıkabilir, akıllı olun kardeşim biraz! Ben bunun farkına yeni varanlardanım. Bakmayın bıdı bıdı yaptığıma, 1 ay öncesine kadar tuvalete gitsem "ooo yeeeaa tuvalette bile yazıyorum arkadaş" modundaydım. Sonra bi gün "noluya lan?" dedim "elalemin karısına/herifine ne benim nerde naptığımdan". Şimdi sadece bir iki tespitimi paylaşıyorum o kadar. Burda her ne kadar eleştiride bulunuyor olsam da aslında bu biraz da bi özeleştiri.
(İç ses: Ben sana "sosyal medyada varolma" demiyorum. Ol, yine ol...ama hobi olarak ol. Gerçekliğini kaybetme bebeğim. Be yourself yani.)

Kısacası cazip ama kötü bi yoldayız gönül dostlarım, dediğim gibi biz en azından "gerçekliği" kıyısından köşesinden tadabildik, peki ya bizden sonra gelecek olan cyber-nation? Bundan 50-60 sene sonra nine modunda torun torba sahibi olduğumda pencere kenarında kucağımda son model laptopumla uzaktan izlicem ben onları. İzleyip beylik laflar edicem benim ananemin bana ettiği gibi: "Hey gidi hey, bizim zamanımızda böyle miydi, şimdiki gençlik uçmuş!" 

Bütün bunlardan sonra soruyorum size: Tehlikenin farkında mısınız?

Söyleyeceklerim bu kadar canlarım, şimdi dağılabilirsiniz. Öperim hepinizi.



2 yorum:

  1. > Mükemmel tespit..Benim de yakındığım bir konu bu..çok güzel anlatmışsın.. ;)

    YanıtlaSil
  2. Çok teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil