28 Haziran 2010 Pazartesi

Nerde O Eski Aşklar Azizim

Biliyorum çok klişe bi söylem olacak ama eskiden her şey çok daha kolaydı. İlişkiler, flört, hayat, iletişim...hepsi çok daha sağlam adımlarla kurulabiliyordu. İnternet hayatımıza girdi gireli her şeyden haberdar olur olduk. E insan daha fazlasını gördükçe istiyor tabi. Hiç düşündünüz mi neden zaman geçtikçe insanların anlaşması, sağlıklı bir ilişki yaşaması zorlaşıyo diye? Çünkü insanız ve açgözlülük, bencillik ve tatminsizlik doğamızda var. Her şey bi heves haline geldi artık. İstediğimizi aldıktan sonra anında hevesimiz kaçıyor ve isteyecek başka bir şey aramaya başlıyoruz.

İlişkiler açısından durum daha da vahim bence. Bugün çevreme baktığımda çok az "sağlıklı" ilişki görüyorum. Aslında "sağlıklı" dediklerimiz de bizim iyimserliğimiz. Dikkatle incelersek her şeyde muhakkak ya bir çıkar ilişkisi var ya da alışkanlığın getirdiği kaybetme korkusu. Peki ne zaman gerçekten sevmeyi, çaba göstermeyi bıraktık? Ne zamandan beri ilişkilerimiz için çabalamak yerine "hoop bu bitti, sıradaki gelsin bakalım" modundayız? Açıkçası benim gördüğüm kadarıyla halimiz içler acısı. Evlilik kurumu zaten çökmüş durumda. Benim çevremde özellikle 2000 yılından sonra olan evliliklerin neredeyse tamamı bitti. Eminim bitmeyenler de can çekişiyordur.

Birdenbire neden bu kadar karamsarlığa kapıldığımı bilmiyorum. Ama düşündüğüm zaman birkaç sene önceki ilişkilerimin daha uzun sürdüğünü, şimdi ise çoğu ilişkinin deneme-yanılma yöntemiyle tadına bakılıp bir kenara atıldığını görüyorum. Bunun nedenini birkaç sene önce yaşça daha küçük olmama bağlayanlar olabilir. Ama bu mantıkta bakarsak da şöyle bir problem ortaya çıkıyor. Çocukluktan yetişkinliğe geçtiğimiz süreçte daha olgun, mantıklı ve akıllı kararlar alabilen; yani insan ilişkileri daha güçlü insanlar olmamız gerekirken neden daha zayıfmışız gibi ilişkilerimizi sürdüremiyoruz? Aslında çok basit...beklentilerimiz arttı çünkü. Herkes elinde olmayanı ister. Ne kadar çok elimizdekinden fazlasını görürsek, kendimizi o kadar daha iyilerine layık görüyoruz. Evdeki kuştan sıkılıp daldaki kuşma gitme nedenimiz bu. Evdeki kuş da bir zamanlar daldaydı, onu aldık ve şimdi daldaki daha cazip geliyo.

Ben kendi adıma bu kısır döngüye baktığımda ciddi şekilde panikliyorum. Aşka, sevgiye, bağlılığa olan inancım sarsılıyo. Kız arkadaşlarına aşık oldukları halde onları aldatan arkadaşlarım oldu. Onlara sorduğum zaman buna heves dediler. Kusura bakmayın ama benim mantığım bunu kabul etmiyor. Bana göre bir insanı seviyorsan eğer, her şeyi onunla paylaşmak istersin, bir başkası seni çekmez. Çekiyorsa ilişkinde problem var demektir. Eee nerde kaldı sadakat? Giderek tükeniyoruz gibi hissediyorum ben. "Biz" olmak giderek daha zor oluyor. Herkes "ben" olmanın derdine düşmüş çünkü. Zaten tekeşliliğin insan doğasına aykırı olduğunu savunan kitlenin etkisi altına çoktan girmişiz. Her yerde "ben"ler geziyor. BEN bunu istiyorum, BEN böyle dedim, BEN şöyle yaptım. Nerde kaldı "BİZ bugün müsait değiliz"ler; ya da "BİZ şuraya gitmek istiyoruz"lar. Ne zaman bu kadar egoist olduk abi biz? 

Düzen ağzımıza sıçıyo. Hayatın kanunu bu diyor herkes. Ben tüm eski kafalılığımla hala bu "sözde düzen"e karşı çıkmaya çalışıyorum. Ben hala inanıyorum insanların "biz" olabileceğine. Son zamanlarda da "ben" olmaya alışmış bi adamı "biz" haline getirmeye çalışıyorum. Çünkü "biz olmak", "ben olmak"tan daha güzel ve ben bunu tadabilmiş şanslı azınlıktan biriyim sanırım. 

Bugün uzun zamandır görüşmediğim bir arkadaşımla görüştüm. Bana 3 aydır süren çok güzel bir ilişkisinin olduğunu, her şeyin yolunda gittiğini ama bu işin sonunu göremediğini söyleyip yakında ayrılabileceklerini ima etti. Daha ilişkisinin başını yaşarken kafasında sonunu getirebildiğini görmek beni ürküttü, bi anda silkelendim kendime geldim. Ona biteceğini bilmesine rağmen neden bu ilişkiyi hala sürdürdüğünü sorduğumda bana gittiği yere kadar gitmesinin onun için bir sakıncası olmadığını söyledi. Anı yaşama saçmalığı altında birbirinin ömründen çalan, birbirleriyle hayatı değil, birkaç kıytırık anıyı paylaşan iki salağa dönüşmüştü artık onlar. Kendi kendime "yazık" dedim ve ekledim "ben asla bu çiftlerden olmıcam." 

Sonra sevgilimle benim ne kadar uyumsuz olduğumuzu farkettim ve düşündüm: "Ya öyleysem ve farkında değilsem?" Bütün bunlar kafamı çok kurcalıyor. Madem ilişkiler günümüzde artık birer güç savaşı, ya da alışveriş haline geldi o zaman niye kasıyoruz? Neyi ittiriyoruz da oldurmaya çalışıyoruz? Hep diyorum ya bazen her şey çok anlamsız geliyor diye. Şu an daha da bi anlamsız geldi yazınca. Niye bu kadar düşünüyorsam....regl mi olucam nedir?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder