4 Temmuz 2010 Pazar

ÇocukAdam



Önsöz: Bu yazı sevgi çiçeği modunda yazıldı, şimdiden uyarmak isterim.


Şu anda, tam şu anda SevdiğimAdam yanımda bebek gibi uyuyor. Ben kucağımda laptop bi ona bakıyorum bi ekrana. Halletmem gereken işler var ama bi türlü başlayamıyorum, o yanımdaki surata gözüm kayıyor her seferinde. Dün gece arkadaşlarını eve davet etti, 8 kişilik bir grup sabaha kadar yiyip içip muhabbet ettiler. Bildiğiniz çocuk gibi eğlendiler. SevdiğimAdam çok mutluydu, gözleri parlıyordu dün gece o ortamda. Yanında ben'im oturduğumu bile unuttu zaman zaman; çünkü o muhabbet adamıydı, keyif insanıydı ve onun için arkadaşlarıyla yiyip içerek sohbet edilen bir geceden daha güzel bir şey olamazdı. Saat 2 gibi artık benim pilim bitti ve yatmaya gittim. SevdiğimAdam ve arkadaşları kapının önünde gürültü yapıp çorba içmeye çıktıklarında uyandım. Saat 5 olmuştu. Gerizekalı aşıklar gibi camda gelmesini bekledim bi süre. Sonra "napıyorum ben lan" dedim girdim içeri hemen. Geri geldiklerinde yanıma geldi "hadi uyuyalım artık" dedi. Her zaman yaptığımız gibi sımsıkı sarılıp uyuduk. 

O kadar sıkı sarılırdı ki bana, damarlarından akan kanı hissederdim. O harika "adam" uyurken birdenbire "çocuk" oluverirdi. Uykusu ağır, gürültüden rahatsız olmayan küçük çocuklar vardır ya hani; gündüzleri muzurluk yapıp, sürekli koşup atlamalarına, annelerini kızdırmalarına rağmen gece olup uyuduklarında meleğe dönüşen çocuklar...işte öyleydi o da. ÇocukAdam'dı aslında. Kalbimi yerinden söküp alan, ama hiç acıtmadan alan ve ona şu an benden bile daha iyi bakan adam.

Sabah 9 gibi yine herkesten önce ben uyandım. Ne çalan telefonlar, ne de benim yarattığım gürültü ÇocukAdam'ı uyandırmaya yetmedi, uykusu ağırdı işte. Şu an bile yanımda hiçbir şey hissetmeden, onun hakkında sabah sabah yazılar yazdığımı bilmeden uyuyor. Nefesini yanağımda hissediyorum. 

SevdiğimAdam o kadar güzel bir "şey" ki, bana bugüne kadar hiç tatmadığım mutlulukları tattırıyo.  Şu an onu bu şekilde seyrederken hissettiğim duyguların tarifi yok....gerçekten yok. Uzun uzun inceliyorum onu. Kirpiklerinin kıpırdamasını, nefes aldıkça karnının alçalıp yükselmesini, arada bi gözünü açmadan "saat kaç" diye sorup uykuya devam etmesini, ben yanında çat çat çat yazı yazarken hiç ama hiç rahatsız olmamasını izliyorum son 2 buçuk saattir. Birazdan yazıyı bitirip laptop'u kenara koyup ona doğru yaklaştığımda yine başımı göğsüne yaslayıp, beni boğarcasına sımsıkı saracak... ve ben yine aşkla dolucam, kafamın üstünden kırmızı kalpler çıkarıcam. SevdiğimAdam böyle biri işte: uyurken de sevgisini hissettirebilen, çaba göstermeden de kendisine aşık edebilen bi "adam". ÇocukAdam.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder