24 Temmuz 2010 Cumartesi

Aşk Tesadüfleri Sever

Uzun zaman önce tesadüflere inanmayı bıraktım. Belki kişisel gelişim meraklısı annemin zorla kafamın içine soktuğu "Hiçbir şey tesadüf değildir, her şey belli bir nedenden ötürü olmaktadır." hikayesinden dolayıdır; ciddi ciddi artık ben de hayatımda olan her olaya "Bu böyle oldu, ama mutlaka bi sebebi var, kabullenip önümüze bakalım, yaşayıp görelim" kafalarında bakıyorum.

Bir önceki yazımda eskidensevdiğimadam'ın (artık eski sevgili diye hitap edebiliriz) beni nasıl aldattığını anlatmıştım. Bütün hafta mailime çatır çatır yorumlar geldi. Hepsini okudum, bazıları çok düşündürdü beni, bazıları da erkek gözüyle "amaan canım her erkek aldatır" hedesini ortaya attılar. Yorumlar çok bi işe yaradı diyemem. İşe yarayan başka bişey oldu çünkü. Şöyle açıkliym: Biliyosunuz ben hala tatildeyim. Eski sevgilim olacak adam hayatını yaşayıp, önüne gelen-nefes alan-"taşa sok daha iyi" dedirtecek her dişiyle flört ederken, ben tatilimi evde geçirip ağlıyodum. Sabahtan akşama kadar ağladığım bi günün sonunda kızlarla şaraba verdik kendimizi. İçtikçe anlattım, anlattıkça ağladım. Derdim aldatılmış olmaktan çok "neden aldatıldım" diye düşünüp kendimde hata aramama rağmen bi cevap alamayışımdandı. Bu konu hakkında kafa patlatmaktan yorulmuştum. İçimdeki boşluğun gitmesinin tek yolu belki de bunun cevabını ondan duymamdı. Sonunda arkadaşlarımdan biri dayanamadı: "Lilly bu böyle olmıcak, ara abi sen şunu, sor neden aldattın diye, cevabını al, hayatına devam et" dedi. İlk anda "ay ben aramam" triplerine girsem de sonra "ulan ne kaybedicem, bu saatten sonra hakkımda iyi bişey düşünse nolur, kötü bişey düşünse nolur" dedim ve aradım. Hiç unutmuyorum adam benle sanki ben onu aldatmışım gibi, düşman gibi konuştu. İlk bi şaşırdım, sonra onun kim olduğunu hatırladım, normal karşıladım. Her neyse asıl konuya geçmem lazım o yüzden buraları kısa kesiyorum. Sorumu sordum aldığım cevap: "Boşluğuma geldi, bunaldım, aldattım. Oldu mu?" gibi bişeydi. Efendim? Nasıl yani? Herhalde hepimiz bunun aldatan erkeğin en büyük bahanesi olduğunu biliyoruzdur di mi? Hikaye yani. Ben de biliyodum aslında ama dediğim gibi bizim ayrılmamız oturup konuşarak olmadığı için hala saf saf kendimde suç arıyodum "ben niye aldatıldım" diye. O, bu cevabı verdiği saniye bişey oldu. İçimdeki koskocaman boşluk söndü söndü ve gitti. E tabi 2 saniyede olmadı. Telefonu kapadım, oturdum bi kere daha ağladım "Neden bütün boşluktaki adamlar beni buluyo" diye. Çatlayana kadar ağladım, bütün zehiri akıttım. Resmen adam, tek bi cevabıyla benim acımı dindirmişti. Daha doğrusu kendi kendini beynimden çıkarmış, farketmeden bana "değecek biri değildim, hayatına devam et, ben bombok yaşamayı seçen bi adamım, kaç kurtar kendini" demişti. Her ne olduysa ve nasıl olduysa işe yaradı, ve evet ben o günden beri ağlamayı, üzülmeyi, düşünmeyi kestim. Hatta neden bilmiyorum yaşadığımız kötü şeyler değil, iyi şeyler aklıma gelir oldu, ara ara düşünüp gülmeye başladım. 



Aynı günün gecesi bendeki değişikliği farkeden arkadaşlarım tepeme dikildiler: "Hadi hazırlan, çıkıyoruz, kutlamamız lazım" diye. Noluyo, nereye, saat 11 buçuk olmuş ben hazırlanamam bu saatte" demeye çalıştım ama işe yaramadı tahmin edersiniz ki. Giyindik çıktık, birkaç mekan gezdikten, başımızın iyice şişip, yorulduğumuzu farkettikten sonra bi baktım telefonum çalıyo. Arayan eski sevgilimin kankası, benim de okuldan arkadaşım Burak. Konuşmaya başladık. O da buralardaymış, "hadi bi görüşelim" dedik ve buluştuk. Oturduk 2-3 saat ordan burdan muhabbet ettik, sonra adam bana durupdururken "Bil bakalım kim burda?" diye sordu. Ben de saf gibi boş boş bakmaya başladım. "Kim?" dedim. "Cem" dedi. Bi dakika...Cem? Cem mi?! Cem eski sevgilimdi, ama tutkuyla bağlı olduğum, çok büyük aşk yaşadığım, 4 sene boyunca içimden atamadığım, ve benim için hayatıma giren herkesten daha özel olmuş Cem. Her zaman söylediğim "Hayatımda iki kere gerçekten aşık oldum." lafının öznelerinden ilki, en son 8-9 ay kadar önce görüşmeye başlayıp kısa sürede yürümeyeceğini anlayıp "bundan sonra konuşmamıza gerek yok" deyip içim yana yana kaçtığım Cem.

Neyse ben kendime geldim bi toparlandım. Meğer adam bizim olduğumuz mekanın 2 yan kapısında olan başka bi mekanda eğleniyomuş. Burak "hadi bi gidelim hem görüşmüş olursunuz, hem de bu küslük bitsin artık" dedi. Şoktan konuşmayı unuttuğum için tepki veremeden kalktım gittim. Bi anda o kocaman kalabalık ortadan ikiye ayrıldı, tam karşımda çat diye Cem belirdi. Hiçbişey demeden gelip sarıldı ve nihayet konuşmaya başladı: "Beni hayatından sildin; ama sen farketmeden ben hep yanındaydım, gelirken burda olacağını da biliyodum, bu kadar küslük yeter, affedelim birbirimizi" dedi. Neden bilmiyorum, belki o an beynim çalışmadığı içindir, ne dese boş boş baktım. Arada kısa kısa gülümseyip "Evet yaa öyle oldu di mi?" tarzı alakasız cevaplar verdim. Bu arada mekan çok sıkışık ve kalabalıktı daha fazla dayanamadım. "Eve gidicem" deyip kızları alıp çıktım. Eve girer girmez telefonuma mesaj geldi Cem'den: "Yarın mutlaka görüşelim, seni çok özlemişim." Cevap vermeden uyudum. Biraz düşünmeye ihtiyacım vardı. Eski sevgilim, giderken erkeklere duyduğum bütün güveni de beraberinde götürmüştü. Bu saatten sonra bi daha nasıl güvenirdim bilemiyodum.

Sabah çok mutlu uyandım. Aşkım kabardığından değil; Cem'e hislerim aşk değildi artık. Çok başka bişeydi. Kızların tam ergenlikten genç kızlığa girdikleri bi dönem vardır, işte o dönemde hayatımda fırtınalar koparmış, hiçbir zaman benden ilgisini ve desteğini eksik etmemiş bi adamdı o. O yüzden daha farklı seviyodum onu. Ama ne bileyim yine de mutlu uyandım. Belki de yeniden ilgi görmeye ihtiyacım vardı. Kahvaltı edip evden çıktık. Cem bütün gün mesaj atmaya devam etti. Sonunda o gece hem maç olduğu için, hem de benim arkadaşlarımla programım olduğundan bi gün sonraya ertelemeye karar verdik. 

Aradan geçen o 1 gün boyunca sürekli konuştuk, dertleştik, muhabbet ettik; ama Cem'de bi tuhaflık vardı. O, hep ilgi veren biriydi; ama seni geri istiyorsa eğer, senin bunu bilmene izin verecek biri değildi. O gün farklıydı yani. Sürekli yeniden başlamaktan falan söz etti. Ben hep temkinli yaklaştım. Zaten malum sitede profilime koskocaman "single" yazısını koyma hatasını yaptığım günden beri akbaba gibi bütün fırsatçılar aramaya, mesaj atmaya başladı. Ben de tatilde uğraşamam diye herkese ""hıı tamam bakarız gelince konuşuruz, döneyim de bi" cevapları verdim. Dönünce napıcam daha bilmiyorum.



Cem'le perşembe gecesi buluşmak üzere sözleştik. Yanımızda iki arkadaşımız daha olacaktı, bi yerlere eğlenmeye gidecektik. O perşembe günü bi türlü geçmek bilmedi bi türlü akşam olmadı. Kızlarla bütün gün sahilde güneşlenip yüzdük. Kızlardan birinin babası da sevgilisiyle oradaydı. 4 senedir ilişkileri vardı; ve kadın çok satan gazetelerden birinde yazan, ünlü bir gazeteciydi. İkisi de evlenmiş, çocuk sahibi olmuş, aldatılmış, boşanmış ve birbirlerini bulmuşlardı. Kadının aldatılma ve ayrılma hikayesini duyduktan sonra bana bi ilham geldi. Bu kadar güzel, başarılı, zeki ve kariyer sahibi bi kadın da aldatılabiliyor, dibe vuruyor ve sonunda hayatının aşkıyla karşılaşıp küllerinden doğabiliyordu. Onun anlattıklarından çok etkilendim, bi anda gaza geldim desem yeridir. "Sakın aşkı arama, ararsan bulamazsn, kaçar senden. Bekle, o yolda zaten, sana doğru geliyo şu an" dedi. 

Muhabbet bitti biz de kızlarla eve dönmek üzere oradan ayrıldık. Derken hiç olmayacak başka bir şey oldu. Yukarda söylediğim hayatımın iki büyük aşkından ikincisi de -evet ciddiyim- çat diye telefonuma "seni özledim" diye bi mesaj gönderdi. Ayrılalı 10 ay olan, bir ilişkinin bitebileceği en aşağılık şekilde biten, beni defalarca aldatan, ama kabul etmek gerekirse çok şiddetli bi aşk yaşadığım bi adam bunca zaman sonra "özledim" diyordu. Neyse ki tesadüf denen şey bu sefer tutmadı da o da buralarda değildi, gayet de İstanbul'daydı. Tuhaf bi şekilde onun ilgisi hoşuma gitmedi, belki zamanında beni aldattığı için, belki de ilişkimizin bitme şeklinden dolayı...bilemiyorum. Zaten onunla konuşmayı da çok uzun tutmadım, kısa kesip "mersi canım ben almiym" demeye getirdim. Öyle bitti gitti.

İşte o zaman düşündüm: Bu kadarı da olamazdı. Aylardır konuşmadığım, zamanında aşklarından geberdiğim 2 adam birden bir gün arayla, hem de ben aldatılma şoku atmak üzere bir nevi terapideyken beni geri istiyo olamazlardı. Hadi bi tanesi olsa neyse de ikisi birden açık çek veremezdi. Sonra aklıma geldi; tesadüf diye bişey yoktu, bunların hepsinin bi nedeni vardı.. ve ben o nedeni ertesi günün sonunda anlayacaktım.

Akşamüstü eve geldim. Arkadaşım da ben de hazırlandık; derken Burak'la Cem geldiler. Arabaya biner binmez Cem'le gözgöze geldik, göz kırptı "naber ufaklık" dedi. "İyiyim" diyebildim sadece. Eğleneceğimiz mekana el ele girdik. Bütün gece de eleleydik, sürekli bi temas halindeydik, sanki hiç ayrılmamış gibiydik. Her şey güzeldi aslında ama bilemiyorum içimde bi huzursuzluk vardı. Adam elele eğlenirken bile diğer eliyle bana "seni özledim" diye mesaj atıyordu.


Sabaha karşı mekandan çıktık, bizi eve bırakacaklardı. Evin önüne geldik. Cem arabadan indi vedalaşmak için. Tam yanağına doğru yönelmiştim ki çat! diye dudaklarımdan öptü adam. Sersemledim tabi ben. Eskiden bunu yaptığında gözlerimden kalpler çıkaran ben, bi anda şoka girdim. Yanlış geldi, hem de çok yanlış. "Tamam" dedim "yapma". Haliyle o da bu tavrıma şaşırdı. Sonuçta yeni tanışmamıştık, 1 sene ilişki yaşamıştık ama bende bi tuhaflık vardı. Neyse bunlar gittikten sonra eve geldiğim gibi yatağıma girip düşünmeye başladım: Hayatınızda iz bırakmış, çok sevdiğiniz bi adamı öpmekten iğrenecek hale gelmemiz normal miydi? Yoksa bu tamamen eski sevgilim olacak adamın bende yarattığı tahribattan mı kaynaklanıyordu? İlk önce doğru cevap ikincisi gibi geldi. Ama sonra düşündüm ki bunun ne Cem'le, ne eskidensevdiğimadam'la, ne de peşimdeki diğer adamlarla ilgisi yok. Problem beynimin içinde, tam ortasındaydı. Ben biten ilişkisini, hemen ardından gelecek yenisiyle unutmaya çalışanlardan değildim. Dahası bunu kendime ve hayatıma giren adama yapılmış bi saygısızlık olarak görürdüm. Biliyorum "adam seni aldatmış daha ne saygı duyuyosun takıl gitsin" diyosunuz, ama o ne yaşamış olursa olsun, ben ne hissettiğimi ve onunla neler paylaştığımı biliyorum. Sırf o bunları kirletti diye ben de kirletecek değilim. Sırf o değersiz diye ben de değerimden kaybedecek değilim.

Sonuç olarak daha bir müddet biriyle ilişkim olmasını istemediğimi farkettim. -aradaki küçük flörtleri saymıyorum- Bu sabah uyandığımda telefonum Cem'den gelen mesajlarla doluydu, bugün İstanbul'a dönecek olması içimi rahatlattı. Dönünce ne yapacağımı, nasıl ona "artık çok geç olduğunu" anlatacağımı henüz bilmiyorum, düşünmüyorum da. Hadi onu geçtim, diğer akbabalardan nasıl kurtulucam diye kara kara düşünüyorum. Yukarıda da söyledim, aslında her şeyin, bunların olmasının, hepsinin bi nedeni vardı. Hayat benim bir şeyi öğrenmemi istiyordu ve bu adamları onun için karşıma tekrar çıkarmıştı. İçimdeki son kırıntıyı da atana kadar.. eskidensevdiğimadam'ın bana yaşattığı şokun üstesinden gelene kadar.. Onu tamamen affedip yoluma devam edebilecek hale gelene kadar.. BEN YALNIZ KALMAYI SEÇİYORUM.

5 yorum:

  1. Biraz yalnızlık iyidir..Özgürlüğe kaldırıyorum kadehimi:)
    Bu arada 2 ay içinde burada bize yeni birisini anlatacağına adım gibi eminim:)

    YanıtlaSil
  2. haklısın büyük konuşmamak lazım ama işte alşkanlklarım vardı hala tam dogruldum denemez. yaşayıp görücez.öperim:)

    YanıtlaSil
  3. 1- seni okumayı seviyorum gerçekten.
    2- benim yaşam felsefem şu oldu hep; biri gidiyorsa ondan çok daha iyi biri geleceği içindir..
    3- eğer bir ilişki yormadan bitmişse hemen bir başkasına başlayabilirsin ama yormuşsa gerçekten bunun adı saygı diil de yorgunluk oluyor:) canın istemiyor zaten herhangi birini
    4- o akbabaların telefonlarına cevap vermemen yeterlidir. ben hep öyle yaparım. sonra aramayı keserler anlayacaklarını anlarlar
    öperim

    YanıtlaSil
  4. Bu arada yazmayı unuttum.Herşeyin bir sebebi vardır,Evet..

    Bundan dolayıdır ki her işte bir hayır vardır:)Böyle bak birazda olaylara,Daha rahatlatır seni.

    YanıtlaSil
  5. French Oje, çok teşekkür ederim, beğenmene sevindim. Ben de bazen oturup kendi yazdıklarımı masal gibi baştan okuyorum içinde kayboluyorum :) biz kızlar bu kadar duygusal oldukça ve kandırıldıkça bu tip yazılar buralardan eksik olmaz eminim :) telefonlar konusunda da dediğini yapmayı dşünüorm istanbula döndüğümü kmseye çaktrmamayı planlıyorum hatta :) kendine iyi bak, öperim.

    thebiglebowski, bence de her şeyde bi hayır var ben de bi süredir olayları bardagın dolu tarafından gözlemlemeye çalışıyorum -ki gerçekten olumlu etkilerini gördüm darısı herkesin başına, sevgiler..

    YanıtlaSil