Bitti. İçime mi doğdu bilmiyorum ama son yazımı yazdıktan 2-3 gün sonra bitti. Aniden başladığı gibi aniden bitti. Hiç bize yakışmayacak şekilde, haketmediğim şekilde bitti. Bitti işte..
O son yazdığım yazıdan sonra, yani tatil dönüşü sevdiğimadam benimle 3 gün görüşmedi. İlk gün "Bi arkadaşımla görüşücem ne zamandır görmüyorum gece geç gelirim" dedi, ben de kendi evimde kaldım. Aradan bikaç saat geçtikten sonra evde olduğunu farkettim. "Neden gitmedin?" diye sorduğumda "çok sıcaktı canım istemedi" dedi. Hiç "hadi gel özledim" falan demedi. Ben de üstelemedim. Bütün gece nerdeyse hiç konuşmadık. Tatil boyunca beraberiz diye bunalmış olabileceğini düşünerek ona hak verdim, anlayış gösterdim. Nasıl olsa ertesi gün kesin görüşürdük. sevdiğimadam bensiz olmaya dayanamazdı, ya o gelirdi ya da ben giderdim, çok emindim. Ama öyle olmadı. İkinci gün tekrar aradı, "dün gidemediğim arkadaşıma bugün gidiyorum gece de onda kalıcam" dedi. Yine ses etmedim. "Peki hayatım" dedim. "Peki." Ben de kendi arkadaşlarımla vakit geçirdim biraz, iyi vakit geçirdim, düşünmemeye çalıştım. İlişkide iki tarafında zaman zaman yalnız kalmaya, "kendi bölgesine geçmeye" ihtiyacı vardı ne de olsa. Bana sadakatinden %100 emin olduğum bi adamdan da şüphelenmezdim, böyle bi hakkım yoktu. Ne bi yalanını görmüştüm o güne kadar, ne de bi olayını yakalamıştım. Ben arkadaşlarımlaydım o da arkadaşıyla buluşmuştu onun evine mangala gidiceklerdi iki adam. Sırf sululuk olsun diye "Eve kız atmayın sakın :)" diye mesaj gönderdim. "Saçmalama hayatım" dedi. Ertesi gün İstanbul'daki son günümdü. Kız arkadaşlarımla tatile gidicektim 10 günlüğüne. Bu zorunlu ayrılık ikimize de iyi gelecekti. Çok bunaltmıştık farketmeden birbirimizi. Hemen hemen her günü beraber geçirdiğimiz bi 3 ay geçirmiştik ne de olsa. Son günümü benimle geçirmek isteyeceğinden emindim. Onda kalıcaktım o gece. Ertesi gün de tatile gidicektim. Öyle olmadı. sevdiğimadam aradı gün içinde. "Akşam bizim çocukların halı saha maçı var onu izlemeye gidicem söz verdim, gece 11 gibi dönerim sen de gelirsin" dedi. Zaten 12 dedin mi uyuyan bi bünyeye sahip olduğu için "Son gecemde benimle olmanı istiyorum, böyle yapma beni kırıyosun, bu seferlik gitmesen olmaz mı, zaten 10 gün yanında olamıcam" dedim. "Gitmek zorundayım abartma" dedi. Peki dedim. Kalbimi 100 parçaya ayırdı o anda; ama yine sesimi çıkaramadım. Aslında hiç gitmeyeceği bi maça gideceğine inanmış gibi yapmak zorunda kaldım. Nefes alsın istedim. Gece 11 buçukta mesaj attı "eve geçiyorum" diye. Ben de koşa koşa, "süs köpeği" gibi, ne derse yaptığım gibi çıkıp ona gittim. Terasta oturduk bir müddet. Çok sıkıntılıydı. Ayrılacağımızı hissettim. Bitirmek için çağırmış gibiydi. Kalbim sıkıştı, ruhum ezildi, yine sustum. Kafasını ellerinin arasına alıp uzun uzun boşluğa baktı ve şöyle dedi: "Yaşadığım hayattan hiç zevk almıyorum artık, kaçıp gitmek istiyorum, problemlerimin seninle hiçbi ilgisi yok sakın böyle düşünme" dedi. Yardımcı olmak istedim, o an ona sarılıp hiç bırakmamak istedim. Yapamadım. Taş kesilmiş halde uzun uzun konuşamadan izledim onu. "Hadi yatalım artık" dedi. Yatınca bana sarıldı, karanlıkta sessiz sessiz konuşmaya başladı: "Seni bırakacağımı düşündün di mi? Seni bırakamam Lilly, seni çok seviyorum, hayatıma giren bütün kadınlarla kıyasladım seni geçen gün oturup, ve onlardan da kendimden de utandım. Seni asla bırakamam." Sevinmiştim. Çünkü biz hala "biz"dik o an. İyiydik.
Sabah uyandı işe gitti. Yola gece çıkacaktım. Giderken "1 gibi dönerim sakın gitme biraz daha vakit geçiririz akşam seni ben bırakırım" dedi. Mutlu oldum. Hala benimle vakit geçirmek istiyordu. Formaliteden bana böyle davrandığını anlamamıştım. Salak salak seviniyodum. O işe gidince ben de kalktım, laptopu açtım maillerime bakıyodum. Tanımadığım birinden gelen bi mail çarptı gözüme. Subject kısmında "ÖNEMLİ!" yazıyodu, merak ettim açtım. Keşke açmasaydım diyorum şimdi bile, bazen de açmam daha iyi oldu en azından erken tanıdım bu adamı diyorum. Kim olduğunu bilmediğim birileri bana sevdiğimadamın msn historylerini yollamıştı. Oturdum 1 buçuk saat okudum yazdıklarını. Defalarca. Ellerim titreyerek. Beni nasıl aldattığını, kimlerle aldattığını, o ufacık 3 günde bulduğu her boşluğu nasıl değerlendirdiğini gördüm kahrolarak. Bana en çok koyan da "Ben hiç aşık olamadım, benim hayalimdeki kadın çok farklı" demesiydi. Ben asla ona "hadi bana aşık ol" demedim, kendisi hep aşık olduğunu söylerdi ama inanmazdım. En azından bu konuda akıllıymışım. Sevişmek için evine gelmek isteyen bi kız, o gün gelemeyeceğini söyleyince "benim hatun deli, bugün işi vardı gelmedi, yarın kesin gelir, bugün vakit varken gel işte" demişti sevdiğimadam. Bu da yetmezmiş gibi "Ben yufka yürekliyim yol veremiyorum" demişti, ona defalarca "sorun bensem ayrılalım" demiş olmama rağmen. Tatile çıkacağım cumartesi gecesi bile başka bi kıza randevu vermişti. Okudukça yıkıldım, yıkıldıkça ağladım. Beynime litrelerce kan pompalandı, nefesim kesildi, gözlerim karardı. O sırada en yakın arkadaşım aradı. Olanları anlatınca "Hemen o evden çık, her şeyini topla ve bi daha asla dönme. Kapıyı kilitle anahtarını da git bi yere fırlat, uğraşsın pezevenk" dedi. "Tamam" dedim. Ama yapmadım, yapamadım. Sadece eşyalarımı topladım sessizce bi daha asla girmemek üzere çıktım evden. Bir gece önce fuckbuddysiyle yattığı yatagından çıktım gittim. Çarşafları bile değiştirmemişti sevdiğimadam. Nasıl bir mideye, beyne ve kalbe sahipse beni o kadarına bile layık görmemişti. Arabama bindim, ağlıyordum. O sırada sevdiğimadam aradı nereye gittiğimi sordu. İçimden ona açıklama yapmak bile gelmedi. Pişman olacağımı söyledi. Beni aldatan kimseyi bıraktığıma pişman olmadım dedim. Kapattık. Canım eve gitmek istemedi. O sırada annem aradı, olanları anlattım. Kahroldu. Evimize kadar gelip beraber aynı masada yemek yiyen, bizimle şaraplı muhabbetlere giren bu adamı o da çok sevmişti, konduramadı. "Yazık ona" dedi sadece. Sonra yakın bi erkek arkadaşıma gittim. Orada 2 saat o hiç konuşmadı, ben anlattım, ağladım, isyan ettim.1 saat sonra sevdiğimadamın geçen gün buluşucam dediği arkadaşı -ki kendisiyle tanışmıyoruz- bana mesaj attı. "Lilly merhaba, sanırım bi yanlış anlaşılma olmuş. sevdiğinadamın o kızla konuşma nedeni kızı bana ayarlamaktı. Onun seni ne kadar çok sevdiğini biliyorum, asla seni aldatmadı" gibisinden bişeyler yazmıştı. Ben de "aldatılacak kadar saf olabilirim ama buna inanıcak kadar salak değilim" dedim. Daha da mesaj gelmedi. Ağladım, ağladım, ağladım. Sonunda beyin damarlarım çatlama noktasına geldi. Arkadaşım beni hastaneye getirdi. 1 iğne, 1 serum, 2 de Xanax verip yolladılar beni. Bunlar beynimin ağrısını alabilirdi, ama kalbim sanki biri onu elinde tutup sıkıyormuşçasına acıyodu. Fiziksel anlamda gerçekten şiddet gördüm o bikaç saat içinde. Eve gittim. Annem bana sarıldı. "Ağlama, çünkü bugün sonunda insanlara haddinden fazla değer vermemeyi öğrendin, çok acıdığını biliyorum ama inan geçicek." dedi. Geçmedi.Sürekli düşünmeye başladım. Benim tatilden önceki son gecemde bile arkadaşlarının maçını izleyeceğini söyleyerek birileriyle buluşan belki de düşüp kalkan bi adamı çok sevmiştim ben. Hazmedemediğim sadece kandırılmak değildi. O mesajlaşmalarda beni sevmediğini söyleyen bi adamın 3 kocaman ay boyunca nasıl seviyormuş gibi yalan söylediğini anlayamamıştım. Bu kadar salak olamazdım. Olmamalıydım. Ben ne olursa olsun ne yaşadığımı biliyodum. Ve hepsi gerçek gibiydi. Akşam Bodrum'a gitmek üzere yola çıktım. Sürekli telefonum çalıyordu. Bütün arkadaşlarım seferberlik ilan etmiş, sürekli arayıp teselli ediyorlardı. "Boşver o kaybetti." "Allah belasını versin." "Sen o çelimsiz çocukta ne buldun ki zaten" "Kalitesi belli oldu kurtulduğuna sevin" "Sana sevgili mi yok kızım" gibi laflar havada uçuştu. Hiçbiri beni rahatlatamadı. İçimdeki boşluk bi türlü geçmek bilmedi.Çirkin bi kız değilim, salak değilim, çarem olmadığından da değil. Ama başka biriyle bunu aşacak kadar da aşağılık değilim. Tut ki yaptım. Ne farkım kalır ondan?
Sonunda aldatıldığıma üzülmeyi unuttum. Vicdanını rahatlatmak için bile bi açıklama yapmaması beni daha da yaraladı..Sonunda Bodrum'a geldim. 3 yakın kız arkadaşımla beraber sabahtan akşama kadar kafa dağıtma aktivitelerinde bulunduk. Ama kafam dağılmadı, dağılan sadece bendim. Allak bullak oldum. Sürekli boşluğa baktım, ağladım, bağırdım, küfür ettim, isyan ettim. Ben böyle olmasını haketmedim. Hatasız değildim elbet, ama bu kadarı çok fazlaydı, çok ağırdı. Şu anda tatildeyim. Deniz kenarında güneşlenerek, şezlongumun üstünden bunları yazıyorum. İçimde mutluluğa dair hiçbir şey yok. Sadece kocaman bi boşluk hissediyorum. Hazmedemiyorum. O mesajlar beynimin içinde dönüp duruyo. Sürekli maillerime bakıp tekrar tekrar okuyorum. Parçalanıyorum.
Az önce annem bana bir mail attı. sevdiğimadam'ın yaptıklarını o da hazmedememişti belli ki. Canım annem oturmuş ona bi mail yazmış. Ne hissediyosa bir bir yazmış. Bana göndermiş. Okudum, yine ağladım. Annem aradı. "Okudun mu" dedi. "Evet" dedim. "Yollamayı düşünüyorum" dedi. "Yapma" dedim. Kalbi olmayan bi adam en fazla okuduğuna güler geçerdi, bi işe yarayacağını, onun içindeki iyi tarafı çıkaracağını bilsem "yolla anne" derdim. Ama o kadar eminim ki bunun anlamsızlığından.. Belki merak edersiniz yazdıklarını buyrun okuyun:
"Senin tek sorununun sevgisizlik olduğunu düşünerek yanılmışım. Bazı değerler vardır insanı insan yapan, hayatına anlam katan, varoluşunu anlamlandıran.. Büyük ölçüde ailedir bunları beynimize kazıyan, bazen de kendimiz eksiklerimizi tamamlamak için koşmalıyız ki "adam gibi adam" olalım. Sevgisiz büyüyenler bu yanılgıya hep düşer. "Ben benim, kendi kendime yeterim, hiçbir inanca ve kurala ihtiyacım yok, ben böyle de mutlu olabilirim." yanılgısına düşerek sahte, sanal bir ortam yaratmaya çalışarak "OLDUM" zannederler ama güneşi görünce içine kapanan çiçekler gibi zavallılaşırlar, solarlar. Onlar karanlığı sever, flulaşmak hatta görünmez olmak isterler. Çünkü karanlık onları çeker tutkuyla, her seferinde daha bir şevkle içine almak ister avını..
Sana tavsiyem ya güneşi gördüğünde tadına var, onu hisset ve sana kattıklarına şükret; ya da kendi karanlığında kaybol, değersiz ve onursuz yaşa, layık olmadığın güzelliklere de hiç bulaşma, bırak onlar ışıltılı ve güzel kalsın. Sevgi değiştiremiyorsa bir insanın yanlışlarını, dolduramıyorsa o büyük boşluğunu; yapılacak pek bir şey yoktur bana inan..
Onursuzluk girdi mi insanın kanına bir kez, kemirir içten içe, kışkırtır sürekli.. Güzel sanırsın yaptıklarını, içine siner, haklı gösterirsin kendini türlü bahanelerle, doğalmış gibi gelir yaptıkların..
Seni kendi dünyanla başbaşa bırakmak en iyisi şimdilik.. Taa ki gerçek hayatı ve güzellikleri farkedip "İNSAN" olmaya karar verene kadar. Teşekkürler kızımın hayatından çıktığın için, onun olgunlaşmasına, hayatı tanımasına yardımcı olduğun için, herkese hakettiği kadar değer verilmesi gerektiğini anlamasına yol açtığın için.. Hayatındaki eksik halkalardan biri buydu ve sen onu tamamladın ve görevin bitti.
Yolun açık olsun.."
Evet. Tatildeyim. Kalbim, beynim hatta ağlamaktan yüzüm bile dağılmış durumda. Bi gece önce bana gelecek planları yapan adamın attığı kazığı beynimden silmeye çalışmakla uğraşıyorum. Çok çakal geçinip ne kadar salak olduğumu çok acı bi şekilde öğreniyorum. Bu, aldatıldığım ilk ilişkim değil, emin olun çok daha ağırlarını atlattım. Ama bu başkaydı...gerçekten başkaydı. Her bir iç organımı isyan ettirecek kadar başka seviyodum onu. O şu an hayatına hiçbir şey olmamışım gibi, BEN HİÇ OLMAMIŞIM GİBİ devam ediyo. Ben de Bodrum'un en güzel mekanlarında gözümde gözlük, üzerimde bikinim ve normalde nefret etmeme rağmen şu ara ağzımdan düşürmediğim içkilerle sabahtan akşama kadar ağlıyorum. Döndüğümde ben artık "ben" olmıcam, tamamen temizlenmiş olucam. Ama bi daha asla bu kadar salak olmıcam. Güvenmicem. Sevmicem.
3 gün önce öldüm ben. Mahvoldum.Bittim. Ama 10 gün sonra bi daha yıkılmamak üzere yeniden doğmuş olucam. Temizlenicem. Ne kadar sürerse sürsün sevmeyi, güvenmeyi baştan öğrenicem.
Son bi şey daha; sevdiğimadamın baş harfleri bugüne kadar hep büyüktü, ama ondan bahsettiğim bu son yazıda hep küçük ve şu anda O son kez "sevdiğimadam". Çünkü o artık küçücük. İçimde bi müddet daha kocaman, ama beynimde ölene kadar küçücük..


çok çok üzüldüm. yaşadıklarını hissettim resmen. ne iğrenç ne adi bi adammış seninle birlkte sövdüm. ama söyleyecek bişey yok, gerek yok yani. seni haketmedi demesem de haketmedi iyi oldu kurtulduğun demesem de zaten iyi oldu kurtulduğun.
YanıtlaSilsadece senin de bildiğin gibi geçecek diyebiliyorum. gerçekten ismi bile sana bişey ifade etmeyecek. bundan adım gibi eminim. istediğin kadar üzül, ağla, küfür et en fazla 1 ay sonra o kim diyeceksin. belki üzüldüğüne üzüleceksin, ki bence öyle olacak.
etrafına bak, güzel, kibar ve yakışıklı erkeklere. flörte kendini kapatma sakın çok güzel unutturup gidiyorlar hayatından onlar:)
öperim
gerçekten şoke oldum, çok üzüldüm :( ben de aynı şeyi söyliyeceğim sanırım: bi şekilde, bi zaman, geçicek biticek herşey; yüzünde gülümseme yaratan başka bir çift göz olucak karşında...
YanıtlaSilmutlu olman dileğiyle..
ekn.
Çok çok üzüldüm aynen yazılanlara katılıyorum ne kadar çok iz bıraksada geçiyor illaki bir şekilde "öldürmeyen acı güçlendirir" diye bir laf vardır gerçekten öyle bunları hepimiz yaşadık yaşıyoruz ve belki yaşamayada devam edicez yaşadığımız her şey bize bir şeyler öğretecek ve ayaklarımız yere daha kuvvetli basacak.
YanıtlaSilBazı insanlar vardır sevmeyi bilmezler onlara sevmeyi asla öğretemezsin onlar sadece kendilerini severler ve hep sığ duygular yaşamaya mahkumdurlar tutku nedir bilmezler sevdiğinadam da böyle biriydi bence o hiçbir zaman güzel duygular yaşayamıycak çünkü sevgiyi paylaşmayı bilmiyor. sen hayatı yaşıyorsun o ise sadece seyrediyor.
Biliyorum bu söylenenler hiçbir boka yaramıyor ama sen kendini bırak şimdi iliklerine kadar acı çek sonra nasıl olsa geçicek.
iyi bak kendine.
Yazıyı okudukça hayretlere düştüm... Kişiliğini yada kişiliksizliğini anlamış oldun, hiçbir zaman geç değildir zararın dönüldüğü yer, umarım biran önce atlatırsın...
YanıtlaSilyorumlarınız için teşekkürler. dün gece bütün zehiri akıttım sanırım. oturdum içtim aradım sordum neden diye. boşluğuma geldi bunalmıştım dedi peki dedim kapattım sarhoş oldum ağladım her yerden sildim numarası bile kalmadı. bi anda bi rahatlık geldi gülmeye başladım. hazırlandım çıktım evden sabaha kadar eğlendim sabah çok mutlu uyandm sanırım beklediğim cevap buydu "boşluğuma geldi bunalmıştım" demesi beni bi anda düzeltti boşu boşuna kendmde hata arayarak kendimi daraltıyomuşum. her şey yolunda BEN İYİYİM hepinize çok teşekkür ederim
YanıtlaSil