
Babam hiçbir zaman çok ilgili bi baba olmadı. Tamam, hakkını yemeyelim hep çok para veren, bize Türkiye standartlarına göre çok iyi bi hayat sağlayan, güzel evler, güzel arabalar, limitsiz kredi kartları ve büyük davetlerle bizi büyüten bi adamdı. Gel gör ki adamda maneviyat sıfırdı. 22 yıllık ömrümde bir kere "canım kızım" deyip bana sarıldığını bilmem. Ama sanırım para bana da tatlı geliyodu ki bundan çok da fazla şikayetçi olmadım. İstediğim her şeyin anında olması benim için daha önemliydi. Sadece bi banka gibiydi o benim için. Para lazım olduğunda arayıp "baba naber param bitti" derdim, en uzun konuşmamız bu olurdu. İşkolik olduğu için zamanının çoğu ofisinde ya da iş seyahatlerinde geçerdi. Annem çok aklı başında, anlayışlı ve hiç kıskanmayan bi kadın olduğu için bu durum hiçbir sorun yaratmazdı.
Ergenlik dönemlerime kadar babamla en ufak bi sorunum bile olmadı. Ne zaman ki o pis ergen bunalımına girdim ben de anormal bi asabiyet başladı. Bi gün eve boynumda bi morlukla gelmiştim. 16 ya da 17 yaşındaydım. İlk defa bi sevgilim olmuştu. Masum bi öpücük boyunda bırakılan bi morluğa dönüşmüştü, ama daha ileriye gitmeden durmuştuk. Eve gelip babam beni o şekilde gördüğünde o her istediğimi yapan adam gitti yerine bi canavar geldi. Deli gibi bağırıp bana hakaretler ediyordu. O günden sonra yavaş yavaş aramız açılmaya başladı. Şimdi düşünüyorum da ben olsam ben de aynı tepkiyi verirdim. Ne demek abi babanın yanına boynunda morlukla gelmek?
Neyse aradan geçen 1-2 senede olay unutuldu gitti babamla tekrar iletişim kurabilmeye başladık. Ama bu sefer de başka bi sorun vardı. Babam biraz maço, gerikafalı falan bi adamdı. Annem bana hamile kaldığında ve ultrasonda kız olduğumu öğrendiklerinde bile "Hayır benim oğlum olacak" deyip her şeyimi mavi aldırmış, sonra hemşire doğumhaneden çıkıp "Tebrikler kızınız oldu" deyince ilk söylediği "emin misiniz? nasıl olur?" olmuştu. Belki de bu yüzdendir, kendimi hep babam tarafından istenmiyomuş gibi hissettim. Liseyi birincilikle bitirdiğimde bile bi "Aferin" duyamadım ondan. Başka aileler tarafından hep örnek evlattım ama babama gelince hep bi eksiğim vardı işte, ya da o bulurdu.
Oğlu her zaman onun için daha önemliydi. Bana çaktırmamaya çalışsa da içinden o'nu daha çok sevdiğini bilirdim hep. Zaman içinde bunu çok açıkça göstermeye başladı. İçimden çok üzülüyodum ama ses çıkarmıyodum. Diyorum ya babamla hiçbi zaman çok yakın bi ilişkimiz olmamıştı zaten. Aynı evin içinde yaşıyoduk, ama hiçkimse birbirini görmezdi bile. 3 katlı büyük bi evimiz vardı. Herkes bi köşeye dağılırdı, kaldı ki herkes eve sadece uyumaya gelirdi. Öyle akşam yemeklerini her gün aynı saatte ve hep beraber yiyen ailelerden olmadık biz hiçbir zaman. Ama çok da vahim değildi durum, dışardan bakıldığında örnek gösterilen dört dörtlük bir aileydik.
Ben büyümeye başladıkça, babamla ilgili içimdeki boşluk da büyüyordu. Birkaç uzun süreli beraberliğim olmuştu ama sonunda hiçbiri yürümemişti, bi süre sonra çok ilginç bişey farkettim. Sevgililerimin hepsi babamla paralel özellikler gösteren tiplerdi. Maço, dediğim dedik, inatçı ve tutarsız karakterler. Hayatımın aşkı dediğim sevgilim beni en yakın arkadaşımla aldatınca artık bişeyler yapılmalı diye düşünüp psikolojik tedavi görmeye başladım. Birkaç seanstan sonra doktorum şöyle dedi:
"Babanla ilgili içindeki boşluk sandığından daha büyük olabilir, zira ondan alamadığın maneviyatı ona benzeyen erkekleri bulup hayatına sokarak bulmaya çalışıyosun, ama gör artık! Bunlar sana göre tipler değil, her seferinde deneyip yanılarak kendini yoruyosun. Babanın boşluğunu asla bi başkası dolduramıcak. Bunu kendi içinde aşman lazım."
Seans bitiminde uzun uzun düşündüm, evet doğru söylüyordu. O günden sonra bi daha asla öyle adamları hayatıma sokmadım, demek isterdim; ama tabi ki öyle bişey olmadı. Bildiğimi okumaya, acı çekmeye, çektirmeye devam ettim. Bu aralar biraz akıllanmış olabileceğimi düşünüyorum; çünkü şimdiki sevgilimin babamla uzaktan yakından alakası yok. Ve neden bilmiyorum ama hayatımda hiç olmadığım kadar huzurluyum -en azından genel olarak-. Şunu da öğrendim ki kız çocuklarının babalarıyla olan ilişkisinin kesinlikle hayatlarına soktukları adamlarla olan ilişkilerinde büyük bi payı var. "Kız çocuk babasına benzeyeni seçer" lafına da inanıyorum artık.
Babama ne mi oldu? 3 sene önce annemden boşandı. Depresyona dayanamayıp tası tarağı topladı ve Antalya'ya yerleşti. Şimdi biz 1-2 ayda bi telefonlaşan, 6 ayda bi görüşen bi baba-kızız. İçimdeki boşluğa gelince.. O hiç kapanmadı, kapanmıcak. Babam o boşluğa para tomarları sıkıştırdı sağolsun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder