25 Haziran 2010 Cuma

Nerdesin Pollyanna

"Bazen her şey boş geliyor, anlamsız gibi geliyor.
Yaşadıklarımız, yaşayacaklarımız, herşeyimiz önceden belli ve biz piyon gibi gelip görevimizi yapıp gidiyoruz gibi geliyor. "Napıyorum ki ben?" diye düşünüyorum. Yine geçenlerde böyle ergen bunalımlarından birine girdiğim malum günlerimden birinde birisi bana "Hayatından çıkan herkes, daha iyisi sana geleceği için hayatından çıkar." dedi. Hiç ummadığım bir anda, hiç ummadığım bir yerde, çimenlerin üzerine uzanıp düşünmeye başladım. Bugüne kadar yaptıklarımı, yapmak istediklerimi, hayallerimi ve hayal kırıklıklarımı düşündüm. Evet belki bugün tam olarak istediğim yerde değilim, ama içimde o yere gelecek enerjiyi ve gücü taşıdığıma olan inancım sonsuz. Hayattaki duruşum, karakterim ve bakış açım dolayısıyla kendimi hep özel biri olarak gördüm. Ama laf olsun diye değil, ukalalık olsun diye hiç değil...gerçekten öyle düşündüm işte. 


Her zaman kendi kendimi küçük salak detaylarla engellediğimi farkettim. İçimde barındırdığım yüksek enerjinin önüne ket vuran hep ben olmuşum aslında. Ahmet, Mehmet ya da X, bana yaşattıklarıyla umutsuzluğa kapılmama neden olsalar da benim bugün olduğum kişi olmamı sağlamışlar ve ben her biriyle kendime bir şeyler katmışım aslında. Dün babasını ve abisini kanserden kaybetmiş bir arkadaşımla aynı masada sabaha kadar hayatımın muhasebesini yaptık. O an, bana kafama taktığım her şey çok küçük geldi. Serkan'ın bu yaşadıklarına rağmen "Hayat çok güzel" diyebilmesi benim kendi içimde yeniden bir şeyi aşmamı sağladı. "Ben kimim? Napıyorum?" diye oturup düşündüm. Gerçekten beni üzebilecek kimse yokmuş benden başka! Niye kendimi üzüyorum? Her hayatta acı olmalı mı? Belki evet belki de hayır. Ama olması gereken eğer hayatta bi çarpıklık varsa bundan sonuç çıkarman ve bu doğrultuda "yeni bir sen" olarak hayatına devam edebilmen. Bugün bir arkadaşım bana "Hayatındaki her kişi ve olay senin öğretmenlerin" dedi. Buna bu şekilde bakabilmesi bir anda bana inanılmaz bir ilham verdi. Evet şu an Ahmet, Serkan, Ayşe, o, bu, şu... bunların hepsi benim öğretmenlerim ve beni her zaman yaşadığım andan daha iyilerine götürecek motivasyonu bana yüklüyorlar. Bugün bunları düşündükten sonra bile ben "yeni bir ben" olmuş olucam. Sen de uyan ve farket artık! Aslında sahip olduklarının, yaşadığın hayatın çok küçük bir kitleye uğradığını farket ve biraz tadını çıkarmaya bak. Yarın nefes alabileceğinin, görebileceğinin, konuşabileceğinin garantisi yok. Her şey bi tarafa yarın sen, bugün olduğun sen olmayacaksın. Her dakikanın kıymetini bilmek zorundasın; çünkü ancak bu şekilde sana verilenlerin kıymetini anlar ve hayattan zevk alırsın. 


Bırak hayatta belli kuralların olsun. Mesela olaya her zaman dolu tarafından bak. Terk mi edildin? Otur, sevin. Çünkü o, sana daha iyisi geleceği için seni terketti. İstediğin bir şey mi olmadı? Bırak olmasın, ondan daha çok istediğin bir şey yolda. Ve şunu da unutma: Asla tecrübe ettiğin bir şeyin daha kötüsünü istemezsin, doğanda yok. Bilinçli ya da bilinçsiz, emin ol, her zaman daha iyisi senin için yolda. Bugün başka bir insan oldun. Bambaşka fikirlerin ve hayallerin oluştu. Sen  layık olduğunun en iyisine ulaşan yolda sadece oyalanıyorsun. Vakit kaybını bizzat kendin yaratıyorsun. 2 satır sonra vakit kaybı sana çok uzak bir şey olacak. Sen yeni bir hayata başlayacaksın. Önüne çıkan her şeyin sana bir getirisi olacak ve sen bunun bilincinde, kendinin farkında, hep en iyinin peşinde, harika bir insan olacaksın. "


05/04/2010 - 17:35-  herhangi bir yerde..


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder