Bugünlerde çok büyük sorunlarım olduğunu hissediyorum; ama nedense bir türlü adını koyamıyorum. Tek bildiğim içimde kocaman, koskocaman bi boşluk var ve artık onu neyle dolduracağımı bilmiyorum. Bu blog'da çok mutlu mesut yazmaya başladım ben. Mutsuz bi kız olmamıştım hiç. Her şeyim var, Türkiye standartlarına göre çok iyi koşullarım, iyi bi ailem, harika arkadaşlarım var. Nasıl desem.. ne olursa olsun beni mutlu edecek, hayatımın satır aralarını dolduracak çok güzel detaylarım, anılarım var. Ya da var-dı. Şimdiyse tek hissettiğim devasa bi boşluk. Atamıyorum bu psikolojiyi üzerimden. Gördüğümü duyduğum şeyleri kaldıramıyorum. İnsanlar ne zaman bu kadar kötü oldu? Ne zaman bu denli acımasız olduk ya da oldunuz? Sadece kendi yaşadıklarım değil beni bu duruma sürükleyen. Öyle acınası şeylere şahit oldum ve oluyorum ki gitgide umudumu kesiyorum insanlardan. Güvenemiyorum kimseye, inanamıyorum. Sevebiliyorum belki hala ama korkuyorum bu duyguyu da kaybetmekten. Her denemede daha büyük yanılıyorum artık. Aklımı kullanamıyorum. Olduğumdan daha az akıllı davranıyorum. İçimi açmaya korkuyorum insanlara; ve görünen o ki yalnız da değilim bu konuda. İstiyorum ki biri bana bişey söylesin, tekrar inanayım her şeyin güzel olduğuna, ama o da olmuyo. Hiç kimse bu saatten sonra beni ikna edemiyo. Düşünüyorum.. "İnsan hakettiğini yaşar" diyorum. Peki ben nasıl hakettim bu yaşananları? Ne yaptım da bu hale geldim? Benim harika hayatım ne ara çöküşe uğradı. Çoğu şeye kolay sahip oldum, erken yaşadım. Tükettim mi acaba hayatın güzelliklerini? Herkesin bi mutluluk kotası var da, ben doldurdum mu kendiminkini? Gerçekten iyi değilim, hiç ama hiç iyi değilim artık. Eskiden yaptığım hiçbir şey bana keyif vermiyor artık. Ne arkadaşlarımla vakit geçirmek, ne fütursuzca para harcamak, ne dostlarımla eğlenmek, ne de yalnız kalmak. Ben artık kendim için yaşamıyorum gibi sanki. Ben insanlar için varım ve onların mutluluğunu sağlamakla yükümlüyüm. Kendi kendimi harcıyorum, paralıyorum bunu yapmak için. İçimdeki boşluk hiç kapanmadığı gibi her geçen gün büyüyo. Şımarıklık değil bu, küçük kız çocuğunun can sıkıntısı da değil. Ben gerçekten yo-rul-dum. 22 yaşında bi kızın böyle bi isyan etmesi ne kadar normal bilmiyorum ama içimden nefes almak bile gelmiyor artık. Çok mutsuzum, çok umutsuzum. 1 sene, hatta 6 ay öncesine kadar büyük umutlarım, ideallerim, hayallerim vardı benim. N'oldu da hepsi gitti? Bi anda içimdeki tüm heyecan ve istek nasıl söndü? Düşünmekten çıldırıyorum, kendi kendime korkunç bi ızdırap yaşatıyorum. Beynimin her bir kıvrımı başka hikayeler düşünüyor. Hiçbiri mutlu sonla bitmeyen, insanların kötülüğünü bana her seferinde hatırlatan, acı ve ızdırap dolu hikayeler hepsi.. Nankör değilim ben. Kendimin, sahip olduklarımın ve ne kadar şanslı olduğumun farkındayım; ve tüm bunlara rağmen hala böyle kötü hissettiğim için kendimden nefret ediyorum. N'oluyo bana bilmiyorum..
Çok mutlu bi kızdım ben. Çok güçlü, çok sağlam, çok dimdik. Şimdi odamda oturuyorum. Eteğimdeki taşları döküyorum ve acıdan başka hiçbir şey bulamıyorum. Günlük hayatımdaki koşuşuturmalarım sırasında hep gülüyorum, neşe saçıyorum, atlayıp zıplıyorum, hep eğleniyorum. İçimde fırtınalar kopuyo ve ben hep mutluy-muş gibi yapıyorum. Hayatımdaki hiçbir insan içimde aslında bu şekilde hissettiğimi tahmin bile edemiyo. Zayıflığımı göstermeyi sevmem ben çünkü. Zayıflığını gösteren insanları da sevmem. Gündüz kestiğim rollerin acısını gece yastığıma başımı koyduğumda ağlayarak çıkartıyorum kendimden. Evet... hayatımdaki hiçkimse ve hiçbir şey artık mutluluk veremiyo bana. Nefes alabiliyor olmak, sağlıklı olmak bile başlı başına bir mutluluk sebebi olmalıyken bana acıdan başka bir şey vermiyo. Kendi kendimi harcadım ben. İnsanlara kendimden o kadar fazla şey verdim ki, bi baktım kendime kalmamışım.
Çok depresif bi yazı oldu bu farkındayım. Aslında hiç "ben" gibi olmadığının da farkındayım. Ama yazıp rahatlamak istedim, şu anda duvarların nasıl üstüme üstüme geldiğini paylaşmak istedim. İçimde fırtınaların değil çok sağlam tsunamilerin esip gürlediğini anlatmak istedim. Her yazdığımı 10 kere okuyup yayınlayan ben, bu yazıyı 2. bi kez okumadan yayınlıyorum. Bütün hatalarıyla, eksikleriyle ve üzücülüğüyle yayınlıyorum. Çünkü hissettiğim şey aynen çölde su beklemek gibi.. Boş, anlamsız ve saçma bişey.. Bu, ne bir aşk acısı, ne bi kalp ağrısı, ne de bi dost kazığı. Bu her şeyin birikimi. Bu benim kendi beynimin intiharı..
Bomboş benim içim artık..
Bomboş...
Ve bombok..
Çok iyi anlıyorum. Bu bi çeşit depresyon bence 1 aya kalmaz geçer eminim. Ama güveninin sarsılmasıyla oluşmuş bir depresyon. Sanki sürekli seni inandırmaya çalışsa, her saniye özür dilese, pişmanlığını hisettirse geçicek, ama onu da tam yapamıyor değil mi =//
YanıtlaSilYorumunu okuyunca inanamadim, aynen hssettiklerimi soylemissin, ben bu kadar iyi ifade edemezdim. Umarim dedigin gibi 1 aya gecer , grcekten canim yaniyo cunku
YanıtlaSilGeçer geçer merak etme. 1 ay içinde tekrar güvenip güvenemeyeceğini analiz etmiş olursun çünkü. eğer güvenmemeye karar verirsende ya ayrılırsın ya da artık bu seni acıtmıyor olur. umarım..
YanıtlaSilTeşekkür ederim yorumların için,1 ay sonra eminim artık bu durumu kafamda aşıcam, aşamazsam da vereceğim karar artık canımı acıtmıyo olacak...yani en azından böyle umuyorum. öperim.
YanıtlaSil